HACI ŞÜKRÜ FIRIN KEBABI- KONYA FIRIN KEBABI - Hz. Mevlana & Konya
   
KONYA VE FIRIN KEBABI
  Ana Sayfa
  Hacı Şükrü Fırın Kebabı
  Hacı Şükrü ve Ekşi Sözlük
  Hacı Şükrü Nerede?
  Videolarla Hacı Şükrü
  Kişisel Bloglarda Hacı Şükrü
  Hakkımızda Yazılanlar
  Ziyaretçi Defteri
  Konya'da Ne Yenir
  Konya'da Gezilecek Yerler
  Konya Camiileri ve Kiliseleri
  Hz. Mevlana'nın Hayatı
  Hz. Mevlana'nın Eserleri
  Hz. Mevlana'nın Türbesi
  Hz. Mevlana & Hz. Şems
  Mevlana & Aşk
  Hz. Mevlana & Sema
  Hz. Mevlana & Konya
  Mesnevi'den
  Hz. Mevlana & Mevlevilik
  Hz. Mevlana'nın Vasiyeti
  Şems-i Tebrizi
  Hz. Mevlana'nın Sözleri
  Hz. Mevlana'nın Şiirleri
  Sema Gösterisi
  Şeb-i Arus
  İslam Ahlakı
  Fıkıh ve Fetva
  Dinle Ney'den
  Hz. Mevlana'dan Seçmeler
  Videolar
  Ney


KONYA
  ÖZEL 
GÜN FOTOĞRAFÇISI

BEBEK FOTOĞRAFI
GEZİ FOTOĞRAFLARINIZ
PROFESYONEL EKİPMAN 
VE EKİPLERİMİZLE YANINIZDA

İRTİBAT VE RANDEVU İÇİN
0553 484 57 11
 
image 
 

Hz.MEVLANANIN KONYA SEVGISI

Moğolların Anadolu'ya akını ve Selçukluların 1243 yılı 26 Haziran'ın da Kösedağı'nda yenilerek. Sultan Gıyaseddin Keyhusrev'in kaçması olayları sırasında, Konya'da huzursuzluk son derece artmıştı. 1246 yılında Konya yakınlarında Moğollarla yapılan savaşlar hiçbir sonuç vermemiş, Bayçu komutasındaki Moğol ordusu, geçtiği yerleri yakıp yıkarak Konya kapılarına dayanmıştı.
Konya halkı endişe içindeydi. Moğollar şehre girdiği takdirde, taş üstünde tas, omuz üstünde baş bırakmazlardı. Sultan Gıyaseddin'den boşalan Selçuklu tahtına oğlu Dördüncü Rükneddin Kılıcarslan oturmuştu. Yazık ki, bu çocuk Sultan, Bayçu'nun yanında ve göz hapsinde olduğundan hiçbir ümit beklenmiyordu. Şehrin ileri gelenleri çaresizlik içindeydi. Mevlâna'ya baş vurdular. Mevlâna onlara sabır ve sükûnet tavsiye ederek:
— Korkmayınız, dedi. Bu şehir, kıyamete kadar düşman kılıcından korunacak.. Konya'ya kasteden, bizim manevî darbemizden kurtulamaz. Sultan'ül-Ûlema'nın mübarek cesedi bu topraklarda gömülü bulunduğu müddetçe, bu ülke korunmuş olacaktır.
Daha sonra, halk ve ileri gelenlerle birlikte Konya Kalesi'nin bir burcuna çıktı. Kale kapıları sıkı sıkıya kapanmıştı. Moğol askerleri, kaleyi ok yağmuruna tutuyorlardı. Mevlâna'nın burçta görünmesiyle şehri savunan askerlere bir kuvvet, bir cesaret gelmişti. Bir süre sonra, Moğol askerleri Kalenin bazı bedenlerini yıkarak, dağıldılar. Mevlâna, düşman uzaklaşıncaya kadar, burçtan inmemiş, halkın ve askerlerin moralini kuvvetlendirmişti.
O. Konya'nın bir maneviyat gücüydü. Konya, O'nun yüzünden mübarek. Onunla şeref buluyordu. Bir gün oğlu Sultan Veled'e şöyle demişti:
— Bizim mübarek türbemiz, ceddimiz, soyumuz, bizden sonra gelenler, bizi sevenler, bize dost olanlar bu şehirde bulundukça, buryada düşman ayağı basmayacaktır. Bir zaman gelecek, bizim makamımız şehrin ortasında kalacak, Konya mamur olacaktır. O zamanın insanları dalga dalga Türbemizi ziyarete gelecek ve bizim sözlerimizi dillerinden düşürmeyeceklerdir.
Altıyüz yıl önce, vefat eden Mevlevi bilgini Ahmed Eflâkî'nin "Ariflerin Menkıbeleri" adlı eserinden aldığımız bu sözler, bugünün Konya'sı ve Mevlâna hayranlığı karşısında herhalde aziz okuyucularımızı düşündürmektedir.
Mevlâna yalnız Konya'nın sevgilisi, Konya'nın dostu değil, bütün bu insanlığın dostudur. Âşıkların, maşukların, inanan ve güvenenlerin. âcizlerin, çaresizlerin, düşkünlerin, her şeyin, herkesin dostudur. Mevlâna dünün de, bugünün de. yarının da adamıdır. Sözleri her zaman yeni, yeni bir devirde en yenidir. O, susayan gönüllerin rahmet yağmurudur. O iyilik ve cömertlik denizidir. Bir şiirinde der ki:
Bu denizde ne ölmek var bize
Bu denizde ne gam. ne dert. ne keder.
Bu deniz alabildiğine muhabbet
Bu deniz iyilikten, cömertlikten ibaret.

Dr. Mehmet ÖNDER

   
2014-2017 44190 ziyaretçi
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=