HACI ŞÜKRÜ FIRIN KEBABI- KONYA FIRIN KEBABI - Hz. Mevlana'nın Türbesi
   
KONYA VE FIRIN KEBABI
  Ana Sayfa
  Hacı Şükrü Fırın Kebabı
  Hacı Şükrü ve Ekşi Sözlük
  Hacı Şükrü Nerede?
  Videolarla Hacı Şükrü
  Kişisel Bloglarda Hacı Şükrü
  Hakkımızda Yazılanlar
  Ziyaretçi Defteri
  Konya'da Ne Yenir
  Konya'da Gezilecek Yerler
  Konya Camiileri ve Kiliseleri
  Hz. Mevlana'nın Hayatı
  Hz. Mevlana'nın Eserleri
  Hz. Mevlana'nın Türbesi
  Hz. Mevlana & Hz. Şems
  Mevlana & Aşk
  Hz. Mevlana & Sema
  Hz. Mevlana & Konya
  Mesnevi'den
  Hz. Mevlana & Mevlevilik
  Hz. Mevlana'nın Vasiyeti
  Şems-i Tebrizi
  Hz. Mevlana'nın Sözleri
  Hz. Mevlana'nın Şiirleri
  Sema Gösterisi
  Şeb-i Arus
  İslam Ahlakı
  Fıkıh ve Fetva
  Dinle Ney'den
  Hz. Mevlana'dan Seçmeler
  Videolar
  Ney


KONYA
  ÖZEL 
GÜN FOTOĞRAFÇISI

BEBEK FOTOĞRAFI
GEZİ FOTOĞRAFLARINIZ
PROFESYONEL EKİPMAN 
VE EKİPLERİMİZLE YANINIZDA

İRTİBAT VE RANDEVU İÇİN
0553 484 57 11
 
image 
 

Hz.MEVLANANIN TURBESI

 

Mevlana Türbesinin mimarı Bedreddin Tebrizidir. Mevlana Celaleddin Rumi''nin türbesi çevresindeki mescit, semahane, meydanı şerif, matbah, derviş hücreleri, şadırvan, şebi aruz havuzu ve çelebi dairesiyle bir külliye halindedir.
Mevlâna, 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan Ülkesi'nin Belh şehrinde doğmuştur. Mevlâna'nın babası Belh Şehrinin ileri gelenlerinden olup, sağlığında "Bilginlerin Sultâni" unvanını almış olan Hüseyin Hatibî oğlu Bahâeddin Veled'tir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin'in kızı Mümine Hatundur.
Külliyeyi meydana getiren yapılardan esas türbe binası
Külliye, İslam tarihinde yapılmış olan, dini-sosyal kompleks.


Selçuklu devrine, türbenin yivli gövdesi ve külahı ile giriş koridoru, çelebi mezarları, post kubbesi
1. Selçuklular : Türklerin Orta Asyadan Anadolu'ya göçleri sırasında kurdukları iki ayrı devletin adı.

2. Selçuklu, Konya : Konya'nın merkez ilçelerinden biri.

Karamanoğulları devrine, mescit, semahane, türbeler, derviş hücreleri, matbah ve şadırvan ise Osmanlı devrine aittir. Türbenin bugünkü şekli; kare planlı bir zemin üzerinde üç tarafı kemerli ve bir tarafı kapalı mekân halindedir. Bu mekânın üzerini 16 dilimli sivri bir külah örter.

Külahın tepesinde bir hilâl içinde Mevlevi sikkesi bulunan yüksek bir alem vardır. Külahın üzerini firuze çiniler kaplar. Külaha Yeşilkubbe denir. Yeşilkubbenin altında Mevlânânın ve oğlu Sultan Veledin gök mermerden yapılmış üstü puşide ile örtülü sandukaları vardır. Türbenin bir "mumyalık" kısmı da vardır, cephede bugünkü Gümüş Eşikin altında bulunan bu kısmın kapısının XVIII. yy.da örülmüş olduğu bilinir. Çapraz tonozla örtülü olduğu sanılan bu kısımda Mevlânânın naşı mumyalanarak muhafaza edildi.

Bugün müze olarak kullanılmakta olan Mevlâna Dergâhının yeri, Selçuklu Sarayının Gül Bahçesi iken bahçe,
Karamanoğulları 13. yüzyılda, Konya ve civarında hüküm süren, 1487 senesine kadar devam eden büyük Türk beyliğine verilen isim. Karaman aşireti, Oğuzlar'ın Avşar boyuna mensuptur.
Sultan Alâeddin Keykubad tarafından Mevlânanın babası Sultânül-Ulemâ Bâhaeddin Velede hediye edilmiştir.

Sultânül-Ulemâ 12 Ocak 1231 tarihinde vefat edince türbedeki bugünkü yerine defnedilmiştir. Bu defin gül bahçesine yapılan ilk defindir.

Sultânül-Ulemânın ölümünden sonra kendisini sevenler Mevlânaya müracat ederek babasının mezarının üzerine bir türbe yaptırmak istediklerini söylemişlerse de Mevlâna "Gök kubbeden daha iyi türbe mi olur" diyerek bu isteği reddetmiştir. Ancak kendisi 17 Aralık 1273 yılında vefat edince Mevlânanın oğlu Sultan Veled Mevlânanın mezarı üzerine türbe yaptırmak isteyenlerin isteklerini kabul etmiştir. "Kubbe-i Hadra" (Yeşil Kubbe) denilen türbe dört fil ayağı (kalın sütun) üzerine 130.000 Selçukî dirhemine Mimar Tebrizli Bedrettine yaptırılmıştır. Bu tarihten sonra inşaî faaliyetler hiç bitmemiş 19. yüzyılın sonuna kadar yapılan eklemelerle devam etmiştir.

Mevlevî Dergâhı ve Türbe 1926 yılında "Konya Âsâr-ı Âtîka Müzesi" adı altında müze olarak hizmete başlamıştır.1954 yılında ise müzenin teşhir ve tanzimi yeniden gözden geçirilmiş ve müzenin adı "Mevlâna Müzesi" olarak değiştirilmiştir.

Müze alanı bahçesi ile birlikte 6.500 m² iken, yeri istimlak edilerek Gül Bahçesi olarak düzenlenen bölümlerle birlikte 18.000 m²ye ulaşmıştır.

Müzenin avlusuna "Dervîşân Kapısı" ndan girilir. Avlunun kuzey ve batı yönü boyunca derviş hücreleri yer almaktadır. Güney yönü, matbah ve Hürrem Paşa Türbesinden sonra, Üçler Mezarlığına açılan Hâmûşân (Susmuşlar) Kapısı ile son bulur. Avlunun doğusunda ise Sinan Paşa, Fatma Hatun ve Hasan Paşa türbeleri yanında semahane ve mescit bölümleri ile Mevlâna ve aile fertlerinin mezarlarının da içerisinde bulunduğu ana bina yer alır.

Avluya
Müze Sanat eserlerinin saklandığı ve insanların bunları görüp faydalanmaları için özel binalarda sergilendiği yerler. Müze kelimesi eski Yunancada “bilimler tapınağı” manasındaki “Mouseion” kelimesinden gelir.

Dünyada ilk müze, miladdan önce üç yüz yılında İskenderiye'de birinci Ptolemaios zamanında kurulmuştur. Müze adı verilen ilk bina, aslında bir üniversitedir. Sanata ve bilime değer veren okulların bir araya toplanmasından meydana getirilmiştir. Bu ilk müzede, sanat eserlerinden z
Yavuz Sultan Selimin 1512 yılında yaptırdığı üzeri kapalı şadırvan ile "Şeb-i Arûs" havuzu ve avlunun kuzey yönünde yer alan selsebil adı verilen çeşme, ayrı bir renk katmaktadır.

Tilâvet Odası
Tilâvet Yavuz Sultan Selim Osmanlı sultanlarının dokuzuncusu, İslam halifelerinin yetmiş dördüncüsü. Sultan İkinci Bayezid'in oğlu olup, annesi Dulkadirli ailesinden Aişe Hatundur. 1470 yılında Amasya'da doğdu. Şehzadeliğinde, devrin alimlerinden mükemmel bir tahsil ve terbiye gördü. Arap, Fars dilleriyle yüksek din ve fen ilimlerini öğrendi. Askeri sevk ve idare ile devlet yöneticiliğini öğrenmesi için, şehzadeliğinde Trabzon Valiliğine gönderildi.

   
2014-2017 44190 ziyaretçi
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=